İŞVEREN AİLE HEKİMİ DEĞİL BAKANLIKTIR
AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ GRUPLANDIRMA ELEMANLARI MAĞDURİYETLERİNİN GİDERİLMESİNİ İSTİYOR

AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ GRUPLANDIRMA ELEMANLARI MAĞDURİYETLERİNİN GİDERİLMESİNİ İSTİYOR
Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) görev yapan gruplandırma elemanları, yaşadıkları hak kayıplarının giderilmesi ve yasal statülerinin netleştirilmesi için Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulundu. Çalışanlar, mevcut uygulamanın kendilerini güvencesiz ve düşük ücretli bir çalışma düzenine mahkûm ettiğini belirtiyor.
“Gerçek İşveren Bakanlık”
2024/39 Esas ve 2025/123 Esas sayılı T.C. Ankara 46.İş Mahkemesi’nde yer alan kararında yer alan şu tespit, çalışanların taleplerine hukuki dayanak oluşturdu:
“Aile Sağlık Merkezi işyerinde çalışan yardımcı elemanların sevk ve idare yönünden aile hekimlerine bağlı olmakla birlikte aile hekiminin işveren vekili konumunda kaldığı, işveren olan Sağlık Bakanlığı'nın temsilcisi konumunda olduğu kabul edilmelidir… T.C. Sağlık Bakanlığı'nın işveren konumunda olduğu anlaşılmıştır.”
Kararda açıkça belirtildiği üzere, ASM’lerde görev yapan yardımcı elemanların (ebe, hemşire, sağlık memuru, tıbbi sekreter vb.) gerçek işvereninin Sağlık Bakanlığı olduğu vurgulandı. Aile hekiminin ise işveren değil, işveren vekili konumunda bulunduğu ifade edildi.
Bu tespit, yıllardır süren tartışmaya hukuki bir netlik kazandırdı.
Talepler Net: Doğrudan Bakanlığa Bağlılık
Gruplandırma elemanlarının temel talepleri şöyle:
1️⃣ Doğrudan Sağlık Bakanlığı’na (İl Sağlık Müdürlüklerine) bağlanmak
2️⃣ Hizmet sözleşmelerinin doğrudan Bakanlık (Sağlık İl Müdürlükleri) ileyapılması
3️⃣ Ücret ve tazminat ödemelerinin doktor aracılığıyla değil, doğrudan Bakanlık tarafından gerçekleştirilmesi
Çalışanlar, mevcut sistemde maaş ve hak ediş işlemlerinin aile hekimleri üzerinden yürütülmesinin hem uygulama birliğini bozduğunu hem de hak kayıplarına yol açtığını ifade ediyor
“Asgari Ücret Dayatması”
Mevcut sözleşmelerde “en az asgari ücret” ibaresinin yer aldığını belirten çalışanlar, uygulamada çoğu zaman yalnızca asgari ücret verildiğini ve bunun kamu hizmeti yürüten sağlık çalışanları için kabul edilemez olduğunu söylüyor.
Özellikle artan hayat pahalılığı karşısında, ASM çalışanlarının ücretlerinin kamu personeli statüsüne uygun, standart ve güvence altına alınmış bir yapıya kavuşturulması talep ediliyor.
Kamu Hizmeti Vurgusu
Aile hekimliği uygulamasının bir kamu hizmeti olduğu ve sağlık hizmetlerinin devletin asli görevi kapsamında yürütüldüğü hatırlatılıyor. Bu çerçevede, ASM çalışanlarının da kamu hizmeti zincirinin bir parçası olduğu, dolayısıyla iş güvencesi ve özlük haklarının doğrudan kamu otoritesi tarafından düzenlenmesi gerektiği savunuluyor.
Mahkeme kararında Sağlık Bakanlığı’nın “işveren konumunda” olduğunun açıkça belirtilmesi, çalışanların taleplerinin yalnızca idari değil, aynı zamanda hukuki bir zemine dayandığını gösteriyor.
Mağdurlardan Bakanlığa Çağrı
Aile Sağlığı Merkezi gruplandırma elemanları, Sağlık Bakanlığı’nın yaşanan mağduriyetleri görmesini ve:
- İşverenlik statüsünü netleştirmesini
- Ücret politikalarında standart ve adil bir düzenleme yapmasını
- Sözleşme sistemini doğrudan kamu güvencesi altına almasını
talep ediyor.
Çalışanlar, “Bizler sağlık sisteminin görünmeyen emekçileriyiz. Kamu hizmeti yürütüyoruz. Hukuki statümüzün ve ekonomik haklarımızın güvence altına alınmasını istiyoruz” diyerek yetkililere çağrıda bulunuyor.








