BUGÜNKÜ ZAMANI ANLATMIŞ OLMASIN
Tüketicinin alım gücü azalınca toplumun dengesinin değiştiğini anlarsınız.

Adem Yılmaz
efesinsesi@gmail.com -BUGÜNKÜ ZAMANI ANLATMIŞ OLMASIN
Ekonomi, iktisat; toplumun gelişimini, ilerlemesini, yatırımlarını, refah seviyesini belirlemede ana etkendir. Ülkemizde yapılan yatırımların ne değerde olduğunu anlamak için yatırımcının hareket alanında rahat hareket ettiğini veya alanının daraldığını anlamak zor bir şey değildir. Tüketicinin alım gücü azalınca toplumun dengesinin değiştiğini anlarsınız.
Mücadele verirsiniz, didinirsiniz, gecenizi gündüzünüzü birbirine katarsınız ama bir adım ileri gidemezsiniz. Bunun pek çok nedeninin olduğunu söylerler.
Asıl nedenin işi bilmen lazım olduğunu söylerler.
Nedir bu dediğin zaman işi bileceksin işe gitmeyeceksin, ne demek bu?
Oturduğun yerden para kazanacaksın, nasıl olacak bu? Vatandaşın elindeki birikimi ölü fiyatına alacaksın, ihtiyaç sahibi yatırımcıya yüksek faizle kredi olarak bankalar vasıtasıyla vereceksin.
Belini doğrultamayacak şekilde vatandaşın burnundan getireceksin. Özel bankasından devlet bankasına kadar ilmik ilmik çaresiz ne yapabilirim diyen vatandaşa ter döktüreceksiniz.
Ardından garibim işyerini kapatacak, çoluk çocuğu sıkıntıya girecek, mevcut borçlarını ödeyemeyecek, sıkıntısını giderebilmek için eşinden dostundan döviz veya altın borç alacak, borçlu olan çaresiz kardeşimizi işin içinden çıkılmayacak bir hale sokacak.
Döviz çıldırdı, altın çıldırdı. Bunları emaneten alan borçlu ne yapacak? O hepten çıldırdı.
Türk parasıyla kimse borç vermiyor. Nedeni para değerini maalesef sıfırladı.
Hayat pahalılığı toplumu germeye başladı. Zenginin malı fakirin çenesini yorarmış.
Ortada olan yatırım denilen döngü, piyasayı üzülerek söylemeliyim ki rahatlatma konusunu oluşturamadı. Ekonomide belirli yatırımlar yapılırken israfın, pervasızlığın, hoyratça yapılan harcamaların, ben her şeyi çok iyi bilirim diyerek işini iyi yapan, ehil olan samimi dürüst insanları; şunun adamı bunun adamı diyerek tasfiye etmekle hiçbir yere varılamayacağını birilerinin bilmesi gerekiyor. Devamlı söylüyoruz geciken adalet adalet değildir.
Gerekli olan paranın zamanında insanların elinde olmaması, ihtiyaçlarını giderme, borçlarını telafi etmek mümkün değilse, bu duruşta sağlam bir ekonomi duruş değildir. Toplumun içindeki çoğunluğun ekonominin gelgitler yaşamasından dolayı çaresizlik içerisinde kaderine terk edildiğinin yansımalarını görüyoruz. Ülkede ciddi muhalefet olmadığından dolayı iktidarın muhalefeti kendi içinden yapması gerekiyor.
Bunun anlamı öz eleştiri demek. Daha açık ifadeyle genel başkanına, bakanına, milletvekiline veya amirine, memuruna bakarak değil gerçeklerle yüzleşerek istişare etmek gerekiyor. Bunu terk ettiğiniz zaman kendinizi kaybedersiniz.
Verdiğiniz kararlar kısır döngü içerisinde idari mercii bitirir. Sözümü padişah vezir hikayesiyle bitireyim. Padişah vezirine şöyle dermiş: Toplumun içerisine gir gez, bizim için halk ne diyor. Vezir, halkın içerisine giriyor bakıyor ki halk her şeyden memnun.
Padişahın yanına gidiyor; Efendim halkın keyfi yerinde vur patlasın çal oynasın havasında.
Padişah şayet öyle biz icraatlarımıza devam edelim. İcraatları ne? Zam, zulüm, sıkıntıya devam...
Tekrar vezir halkın içine giriyor bakıyor ki halkın ağzını bıçak açmıyor, halk düşünceli. Bunu vezir padişaha söylüyor.
Padişah bu sözü vezirden duyunca "İşte yandık şimdi" diyor. Acaba bu padişahla bizim yöneticilerimizin akrabalık bağları olabilir mi? Bugünkü zamanı anlatmış olmasın?
Saygı ve sevgilerimle